cesaret ister.
Ben buradayım.
Kendine bile itiraf edemediklerini, biri sakince dinleyince anlarsın.
Ben, oradayım. Sorunun kıyısında. Hikâyenin eşiğinde.
Zekânla alay etmeyecek, acını romantikleştirmeyecek, sana kolay yolu önermeyecek biriyle tanışmak istersen, buradayım.
cesaret ister.
Ben buradayım.
Bazı soruların cevabı yoktur. çünkü daha sorulmamışlardır. Kendine bile itiraf edemediklerini, biri sakince dinleyince anlarsın. Ben, oradayım. Sorunun kıyısında. Hikâyenin eşiğinde. Zekânla alay etmeyecek, acını romantikleştirmeyecek, sana kolay yolu önermeyecek biriyle tanışmak istersen, buradayım.
Ali Rıza Tunur
Merhaba
Sen bu dünyaya eksik geldin.
Göbek bağın kesildiğinde, yalnızca bedenin ayrılmadı.
Bir başkasının ilgisine, bakışına, sözüne muhtaç olarak doğdun.
Çünkü insan, bakılmadan yaşayamaz.
Sana bakan eller, yalnızca seni doyurmadı; sana bir ruhsallık da yükledi.
Kendi hikâyelerini, korkularını, beklentilerini…
Sen “benim” dedikçe, içinde hep bir başkasının sesi yankılandı.
Gün geldi, o sesle kavga etmeye başladın.
Kaygı, boşluk, anlamsızlık, kırgınlık, öfke…
Belki de kendine en çok o zaman yaklaştın.
Ruhun bir tohum gibi yanlış bir saksıya ekilmiş olabilir.
Ama doğru iklim, doğru ilişki ve doğru bakışla o tohum hâlâ yeşerebilir.
Psikoterapi, bu yeni saksının adıdır.
Ve bazen, bir insanın başka bir insana en büyük hediyesi:
Onu kendi hakikatine geri döndürebilmesidir.
Hakkımda
Ben bir klinik psikoloğum.
Ama bu cümle, hikâyemin tamamını anlatmıyor.
Yıllardır terapi odasında yüzlerce kişiyle aynı cümleyi duyduk:
“Ben böyle biri olmak istememiştim.”
Bu cümleyi ilk duyduğumda da çok şey hissetmiştim. Son duyduğumda da hâlâ çok şey hissediyorum. Çünkü o sesi tanıyorum.
Ben de o sesi taşıyanlardan biriyim.
Psikolojiyi yalnızca bir meslek değil, bir varoluş biçimi olarak görüyorum.
İnsanın kendi iç dünyasını anlamaya çalıştığı, bazen canı yakan, bazen utandıran ama her zaman dürüst kalmaya çalışan bir yolculuk bu.
Ben de bu yolculuğu önce kendim için, sonra başkalarına eşlik edebilmek için sürdürüyorum.
Yazıyorum.
Çünkü bazı yaralar kelimelerle kabuk bağlıyor.
Ve bazen bir satır, bir seansta susan cümleyi dışarı çağırıyor.
Instagram’da, kitaplarımda, eğitimlerimde ya da bir podcast kaydında hep aynı sorunun izindeyim:
“İnsan kendine nasıl yaklaşır?”
İnanıyorum:
Başka bir hayat mümkün.
Daha hakiki, daha sahici, daha sen gibi bir hayat.
Ve bazen o hayat, bir kelimeyle başlıyor.
Bazen bir suskunlukla.
Ama her zaman bir yüzleşmeyle.
Çalışma Alanlarım
Psikoterapi
Benim için psikoterapi, hazır çözümler değil; sahici karşılaşmalardır.
Birlikte acıya oturmayı, sessizlikle dost olmayı ve kendi içinden geçen yolları bulmayı içerir. Danışanlarımla her seansı bir kelimeye benzetirim. Bazısı soru olur, bazısı ünlem, bazısı üç nokta… Ama hepsi bir cümleye dönüşür:
“Kendimi ilk kez gerçekten duymaya başladım.”
Eğer bu satırları okurken içinden bir cümle geçiyorsa, belki de birlikte bakabileceğimiz bir şey vardır.
Süpervizyon
Benim süpervizyon yaklaşımım, analiz edilen bir seansın ötesinde bir birlikte düşünme alanıdır. Danışan-anlatısı üzerinden değil, terapist-varlığı üzerinden ilerler. Çünkü çoğu zaman ne söylediğimizden çok, nasıl durduğumuz belirler terapötik etkiyi.
Seansa neden böyle girdin?
Orada neden sustun?
O cümleyi duyamamanın nedeni neydi?
Süpervizyon, teknik doğruları değil, içgörüye açılan yolları önemser.
Ve çoğu zaman şu cümleyle sonlanır:
“Şimdi kendimi odada daha net duyabiliyorum.”
İç Eklektik Yaklaşım Psikoterapi Eğitimi
Bilgi yalnızca aktarıldığında değil, birlikte dönüştürüldüğünde anlam kazanır.
Benim için eğitim, sadece sunumlar ve slaytlar arasında dolaşan kuru bilgi değil; terapötik düşünmenin filizlendiği bir zemin. Katılımcıların sadece dinleyen değil, düşünen, sorgulayan ve kendi deneyiminden yola çıkarak anlam kuran öznelere dönüştüğü bir alan.
Eğitimlerde çoğu zaman şunu fark ederiz:
Konu ne olursa olsun, asıl mesele hep insanın kendisidir.
O yüzden bir savunma mekanizmasını anlatırken bir çocukluk anısını anımsarız, bir kuramdan söz ederken kendi masalımızla karşılaşırız.
Benimle çalışan uzmanlar, eğitimi bir “bilgi yüklemesi” olarak değil, bir “iç yolculuk” olarak deneyimler.
Kitaplarım
21 yıllık bir serüvenin sonucunda Ekim 2018’de piyasaya çıkan benim ilk göz ağrımadır kendisi.
Yazılarım

Flörtöz ile Fritöz
Sevgilimden daha bir ay önce ayrıldım. Ama rahat durmuyorum. Bütün fritözlüğüm üstümde.” dedi. “Fritözlüğünüz üstünüzde mi?” dedim. “Flörtözlüğüm demek istedim.” dedi. “Fritözlüğüm dediniz ama…” dedim

Kendinize “Pardon” Deyin
Karşımdaki genç adam öfkeyle dişlerini gıcırdatıyordu. Öfkesi partnerineydi. Çok haksızlığa uğramıştı. Adeta burnundan soluyordu. Uğradığı haksızlığı ballandıra ballandıra anlatıyordu. Bu kadar haksızlığa uğradığı bir beraberliği

“Umut” Üzerine
Üniversiteye hazırlanırken gittiğim dershane kendisine slogan olarak “umutlarınızı güçlendirin” cümlesini seçmişti. Bu cümleyi dershanenin ilk günü bir yaprak testin altında görünce “hayrola, nereye gidiyoruz” diye
Randevu al
Kendinizi keşfedecek bir yolculuğa çıkmak için bugün randevu alın.